İzlemeye Değer

Sinefilleri bir araya getiren sineblog!

Woman in the Dunes: Kumlara Gömülü Bir Hayat

5 min read

Japon yönetmen Hirashi Teshigahara’nın 1964 yapımı dram-gerilim filmi olan Woman in the Dunes (Suna no Onna), Kobo Abe’nin aynı adlı romanından uyarlanmış 1964 yapımı siyah beyaz bir film. Filmimiz Tokyo’da yaşayan amatör bir böcek bilimci olan Niki Junpai’nin araştırma ve gözlem amacıyla kumul tepeleri arasında yer alan küçük bir köyü ziyareti ile başlıyor.

Şehre giden son otobüsü kaçıran Junpai, köylülerin önerisi üzerine geceyi köyde misafir olarak geçirme fikrine sıcak bakar ve bir kadının evine misafir olur. Ancak Junpai’nin köylülerin asıl niyetini anlaması ve bu evden yakın zamanda çıkmasının mümkün olmadığını anlaması çok uzun sürmeyecektir. Artık Junpai, hayatta kalmak için evini paylaştığı kadın ile birlikte kumları küremek zorundadır. Yoksa kumlar, bir gün yaşadıkları evi ve kendilerini yutacaktır.

Yasın 5 Aşaması

Film ise aslında bu noktada başlıyor diyebiliriz. Köylülerin kendisini alıkoyduğunu anlayan kahramanımız bir yanda içinde bulunduğu gerçekliğin detaylarını anlamlandırmaya çalışır. Ancak ilk aşamada bir yandan da bu durumu inkar etmektedir. Sonrasında ise karakterimiz, içinde bulunduğu duruma öfke duymaya başlar. Birlikte yaşamakta olduğu kadına karşı sert tavırları, öfke patlamaları ve sinirlilik halleri kendisine hakim olur. Hatta uzun bir süre kumları küremeyi reddeder. Sonrasında ise bunun sadece geçici bir durum olduğunu, insanları kendisini aramaya geleceğini, yalnızca o zamana kadar hayatta kalmak için kendisine söylenenleri yapması gerektiğine kendisini ikna etmeye, kendisiyle pazarlık etmeye başlar. Bu arada kendisi de boş durmayacak, bu hapishaneden kaçmak için çabalayacaktır. Kaçma denemeleri başarısız olduktan sonra ise umudunu kaybedip depresyon haline giren karakterimiz akabinde bu durumu kabullenir ve hayatına devam eder.

İnkar, Öfke, Pazarlık, Depresyon ve Kabullenme aşamalarını ele alan Yasın 5 aşaması teorisi İsviçreli psikiyatrist Elisabeth Kübler-Ross tarafından ortaya atılmıştır. Ancak Kübler-Ross’un bu teoriyi 1969 yılında (filmin yayımlanmasından 5 yıl sonra) “Ölüm ve Ölmek Üzerine” adlı çalışmasında yer verdiğini ise not etmiş olalım. Aslında bu durum, Woman in the Dunes kitabının yazarı ve filmin senaristi Kobo Abe’nin insana dair takdir edilesi gözlem yeteneğini gözler önüne sermekte.

Güncelliğini kaybetmeyen bir ikilem: “çalışmak için yaşamak – yaşamak için çalışmak”

Yönetmenimizin özgün hikayedeki varoluş ile ilgili görüşleri ve sorgulamaları çok güzel bir biçim ile izleyiciye yansıttığını söyleyebiliriz. Kullanılan sembolizm, izleyiciyi çok zorlamazken, sanatsal kaygıdan da taviz vermemekte.

Özellikle filmin en çarpıcı anlarından birisi olan Junpai’nin kadına “Yaşamak için mi kumları kürüyorsun, yoksa kumları küremek için mi yaşıyorsun?” sorusunu yönelttiği sahne bu örüşler ve sorgular için harika bir ortam hazırlıyor. Birçoğumuzun hayatımızın bir döneminde kendi hayatlarımız için de kendimize sormuş olduğumuz bu soru, Woman in the Dunes içerisinde de büyük bir ustalıkla işlenmekte. Bu soruya karşı kadın ise “Tokyo’da nasıl peki?” şeklinde konuyu adamın önceki hayatına getiriyor. Ancak bu durum adam için içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Zira Tokyo’daki hayatı da pek farklı değildir. Bu gerçekle yüzleşemeyen adam sinirlenir ve kadına bağırmaya başlayarak konuyu değiştirir.

Peki siz hayatınızı gözden geçirdiğinize, yaşamak için mi kumları küremektesiniz yoksa kumları küremek için mi yaşamaktasınız?

Woman in the Dunes’u farklı kılan ise bu ikilemin bir sorun teşkil etmediği yönündeki tezi. Zira kadın yıllardır bu köyde bu şekilde yaşamaktadır, kumları küremektedir. Ancak bundan şikayetçi değildir, mutludur. Sahip olduğu tek şey kumları küremezse yok olacak olan evidir. Kadın bu düzen içerisinde hayatına devam etmektedir ve yokluğun içinde aslında hepimizin aradığını, mutluluğu yakalamıştır. Bizler ise isteklerimizi tatmin etmek için daha çok çabalıyoruz. Daha çok çabaladıkça ise daha çok istiyoruz. Tatminsiziz. Halbuki elinde çok az şeyi olan bir kadın, çalışma ve yaşama arasındaki dengesi kaybolmuş olmasına rağmen mutluluğu yakalayabilmekte. Aynı şeyi Junpai için söylemek ise mümkün değil. O, kendisini rahatsız eden bu sorgulamalar ile kafasını ağrıtmak istemiyor. Onun için önemli olan bir an önce bu hapis hayatından kurtularak önceki hayatına geri dönmek. Ancak Junpai’nin bu düşüncesinin film boyunca nasıl evrildiğini filmin sonunda anlıyoruz.

Melodili Portreler

Woman in the Dunes, Cannes Film Festivali’nde jüri özel ödülüne layık görülmüş, aynı zamanda iki adet Akademi Ödülü adaylığı kazanmış bir film. Filmde yönetmenin kullandığı uzun planlar ve hareketsiz kameralar portre güzelliğinde kareler ortaya çıkarmakta. Siyah beyaz filmlere aşina olmayan seyirciler için dahi fotoğraf karesi minvalindeki sahnelere ısınması zor olmayacaktır. Ayrıca Tarkovski filmlerine aşina olan izleyiciler bu filme de bu nedenle yabancılık çekmeyecektir. Zira, Tarkovski’nin favori 10 filmi arasında yer alan Woman in the Dunes’un usta yönetmen üzerinde artistik bir etki bıraktığını söylemek mümkün.

Filmin müzikleri ise gerçekten etkileyici güzellikte. Bu müzikler filmde aktarılmak istenin gerilim hissini seyirciye ulaştırma yolunda birer başrol oyuncusu kadar başarılı. Filmin fragmanı da müziklerin şahaneliği açısından güzel bir ipucu.

Özellikle Junpai’nin denizi görme isteğinin kabulü için köylülerin Junpai’den kadın ile herkesin gözü önünde birlikte olmasını istediği sahne, görsel açıdan maskeler ve kareografiler ile etkileyici olduğu kadar, sahneye mistik bir ritüel etkisi veren müzikleri ile de bir o kadar etkileyici.

Sonuç olarak Woman in the Dunes, döneminin sinema tekniği açısından oldukça başarılı bir işe imza atan bir film. Aynı zamanda ise güçlü hikayesi ve bu hikayeyi aktarmak için kullandığı sembolik diliyle farklı katmanlara sahip, izleyiciyi düşünsel yolculuğa çıkarabilen bir derinliği olan ve her türden sinema izleyicisi için doyum sağlayabilecek nitelikte bir film.

Film incelemelerimize buradan ulaşabilirsiniz.

Sevebileceğin benzer yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir