İzlemeye Değer

Sinefilleri bir araya getiren sineblog!

The Darjeeling Limited (2007) Film İncelemesi

4 min read
Wes Anderson'ın beşinci uzun metraj filmi, yönetmenin o birçoğumuzun aşina olduğu, kendine has sinema dilini taşısa da, diğer filmlerindeki sıcaklıktan bir parça yoksun. Anderson bu kez, alıştığımız aksilikler komedisini dokunaklı temalarıyla pürüzsüzce birleştirememiş.

Francis, Peter ve Jack bir senedir konuşmayan üç kardeş. Birbirlerini en son babalarının cenazesinde görmüşler. Zaten o noktaya kadar iyiden iyiye zedelenmiş olan aile bağları, babalarının geçirdiği kaza ve ani ölümüyle hepten parçalanmış, ve kardeşler kendilerini bulmak adına birbirlerinden uzaklaşmayı tercih etmişler. Kardeşlik bağlarının aşınması bir yandan onları rahatsız ederken, diğer yandan tekrar bir araya gelmek için adım atmaktan çekiniyorlar. Bu noktada ağabey Francis ipleri eline alıyor ve onları günlük hayatlarından tamamıyla uzaklaşacakları mistik bir yolculuğa çıkarıyor Hindistan topraklarında. Tabii Francis’in bu geziyi planlarkenki asıl amacından Peter ve Jack habersiz. Darjeeling Limited, üçlüyü kimilerine göre kısa, fakat onlara göre uzun aranın ardından buluşturan trenin adı.

Kompartımanlarına yerleşir yerleşmez girdikleri ufak atışmalardan çabucak anlıyoruz bu üç karakterin aralarında nasıl derin farklılıklar olduğunu. Francis net fikirli, organizatör ve her şeyin üzerinde kontrol sahibi olmak isteyen ağabey. Çoğunlukla kafası karışık, ne yapacağını bilemeyen Peter ise özünde özgür ruhlu, baskı altına alınmaya gelemeyen bir karaktere sahip. Jack ise tam bir romantik. Yaşadıklarını, yazdığı öykülere konu etmek için yaşıyormuş izlenimi veriyor. Üçlünün arasındaki anlaşmazlıklar çok geçmeden kökleri eskiye dayanan güvensizliklerin açığa çıkmasına sebep oluyor. Hatta aradaki buzları eritemeyeceklerini düşünüp geziyi bitirme noktasına geliyorlar. Fakat sonrasında yaşadıkları çarpıcı bir olay, tüm fikirlerin tersine dönmesine sebep oluyor.

İyi taraflarından başlayalım: Öncelikle film oldukça hızlı bir girişe sahip. Kastettiğim, hikaye akışına seyirciyi direkt dahil etmesi, ve vaktini girizgah yapmaya pek harcamaması. Görsel tercihlere dar alan çekimlerinin başarısından başlamak gerek. Filmin ilk yarısı genellikle trende, hatta üçlünün daracık kompartımanında geçiyor. Bu sahnelerde kamera optimum konumlandırılmış, ve Anderson yer yer sabit kameranın yalnızca yön değiştirmesiyle, kimi zaman da ufak kamera hareketliliğiyle kompartımana derinlik katmayı başarmış. Bir başka şaşırdığım nokta, yönetmenin pek başvurmadığı set dışı, kalabalık ortam sahnelerinin bu filmin özellikle ilk yarısında daha sık karşımıza çıkması. Böyle yaparak konfor alanın dışına çıkmaya çalışması sinema dilini çeşitlendirmek açısından değerli.

Ayrıca bu güne kadar izlediğim Wes Anderson filmlerindeki en keskin duygu değişimi bu filmde karşıma çıktı. Aksiliklerin ve kardeş kavgalarının, yabancı bir ülkede turist olmanın komedisiyle kaplanmış hikaye, bir anda travmatik bir sekans ve sonrasında gelen çoğunlukla sessiz 10 dakikalık periyotla derin bir dönüşüme girdi. Akışa kuvvetli bir müdahaleydi.

Fakat Darjeeling Limited’in, Wes Anderson filmi içtenliğine ve dokunaklılığına ulaşmasını engelleyen önemli eksiklikleri var. En öne çıkanı da onun filmlerinde görmeye alıştığımız destekleyici detayların bu filmde pek olmaması. Bozulmuş aile bağları, birbirlerinden uzaklaştıkça kendilerinden uzaklaşan kardeşler, dolmayan boşluklar ve bu boşlukların dolmayacağına ikna olma süreci zaten kuvvetli temalar. Fakat yönetmen bu sefer, karakterlerinin eşsiz sivrilikleriyle ve defalarca yaşanan absürt olaylarla birleştirememiş güçlü ana temalarını. Owen Wilson’ın canlandırdığı Francis karakteri tipik bir Wes Anderson karakteri, Jason Schwartzman’ın Jack’inin de yapısı gereği sivrilmemesi doğal. Adrien Brody’nin Peter’ı ise bana kalırsa oldukça zayıf bir karakter. Bunun yanında film, yukarıda bahsettiğim travmatik sekans sonrası – sekansın kendisini ne kadar şaşırtıcı bulmuş ve beğenmiş olsam da – tek katmanlı bir hal alıyor. İkinci yarının oldukça standart bir işleyişe sahip olduğunu söyleyebilirim.

Wes Anderson bu bahsettiğim detay eksikliğini Hindistan kültürünün kendine has özelliklerini ön plana çıkararak doldurmaya çalışmış. Ülkenin mistik dokusunun tüm filme sirayet etmesinin yanı sıra, karakterler söylemleriyle hem birbirlerine hem de izleyiciye çıktıkları bu gezinin ne kadar spiritüel bir yolculuk olduğunu anlatma derdinde. Bu hatırlatmaların amacı aslında Hindistan kültürünün karakterlerin kendileriyle, aileyle ve geçmişle barışma sürecine doğrudan etkisinin olduğunu göstermek. Fakat bu pek ikna edici değil. Aradaki bağı içselleştirmemizi engelleyen ve “mistisizm-kabulleniş” ilişkisini yapaylaştıran da işte detayların titizlikle işlenmemiş olması. Tüm bunların ışığında, The Darjeeling Limited herhangi bir yönetmen için ortalama kabul edilebilecek bir filmken, Wes Anderson filmografisinin zayıf halkalarından.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber bültenine abone ol