İzlemeye Değer

Sinefilleri bir araya getiren sineblog!

Kısa Film Pazarı: Kısa Film Listeleri #21

4 min read
Kısa Film Pazarı'ndan bir yeni yıl sürprizi! Bu hafta bir konuğumuz var. Kısa Film Yönetmenleri Derneği üyelerinden Gülden Gevher Öz, en sevdiği kısa filmlerden beşini bizimle paylaştı. Birbirinden güzel bu 5 filmin tamamını internet sitemizden izleyebilirsiniz.

GÜLDEN GEVHER ÖZ’ÜN ÖNERDİĞİ FİLMLER:

Sevdiğim filmleri başkalarına tavsiye etmek, beni etkileyen bir deneyimin yaşattığı hisleri paylaşmak gibi anlamlıdır benim için… Bu nedenle çok film izler, izlediklerimin azını tavsiye ederim. Bugün bu platform aracılığıyla önereceğim beş kısa filmi belirlerken, belki de son dönemde sevdiğim, arkadaşlarıma en çok önerdiğim filmler bunlar olduğu için hiç zorlanmadım. Sayı sınırı olmasa belki bir çırpıda beş-on film daha ekleyebilirdim bu listeye… Malum, pandemi döneminde evde uzun vakitler geçirdik, ben de bu süreçte çok film izledim, çok film önerdim, beni heyecanlandıran çok filmle rastlaştık…

O zaman öncelikle bu beş filmi önerirken hangi çerçevede düşündüğümü anlatmalıyım. Öncelikle izlenmeye değer bulduğum ve tavsiye edeceğim filmler, bu yazıyı okuyanların hemen ulaşabileceği şekilde, internet üzerinden izlenebilir olmalıydı. Seçimimi etkileyen bir diğer unsur, filmlerin bende bıraktığı etkinin, izin; belki de söylemlerinin gücü üzerine kuruluydu. Tekniğin olanaklarıyla sanat eserinin dönüşümünün bariz bir şekilde görüldüğü günümüzde, bence bir kısa film, seyir süresi sonunda izleyicide bir iz bırakıyor, bir düşünce, bir sorgulama süreci yaratıyorsa kısmen de olsa o meşhur “auradan” söz etmek mümkün olabilir. Film tavsiyelerime ve filmlerle ilgili düşüncelerimi açıklamaya geçmeden önce, mümkün olduğunca spoiler vermekten kaçındığımı belirtmek isterim.

1- TAŞ, Alican Yücesoy, 2018

            Bir durumun betimlenmesi, bir derdin anlatılması, bir söylemin aktarılması için yazılacak sayfalarca kitaptan; çekilebilecek yüzlerce dakikalık filmden, onlarca seri belgeselden daha etkileyici, daha sarsıcı, daha anlamlı bir kısa film… Filmi bir festivalde, salonda izledim; finalde yüreğime bir “taş” oturdu, ağladım. Halime, halimize, bırakamadığımız yüklerimize, yüklerimizi bırakmanın önündeki engellere, en çok da yüklerimizi dert etmenin suç ve bunu sorgulamanın ayıp, günah, yasak olduğunu dikte eden sisteme kahrettim.

Filmin ana karakterinin adı Muzaffer; anlamı: “Zafer kazanan!” İsim, “Galiptir bu yolda mağlup…” anlamında ironi mi içerir bilinmez… Bu film ile “Kör göze parmak metafor kullanımı, izleyeni rahatsız eder” düşüncesi saçma bir önyargı haline geliyor. “Metafor kulllanımı, maharetle birleşince böyle de güzel bir iş çıkabiliyormuş ortaya!” diye düşündürüyor insana… Filmin öyküsünün bir karikatürden esinlendiğini de muhakkak belirtmeliyim.

2- HEVÉRK / ÇEMBER, Ruken Tekeş, 2016

            İki yıl Mardin’de yaşadım. Artık kimseciklerin yaşamadığı, bomboş Ezidi köylerini gördüğümde çok üzülmüştüm. Bu filmde kameranın varlığını unutmuş olan çocukların doğal oyunculuğu, müzikle, kavurucu güneşle birleşip bir acıklı masala sentez oluyor. Mezopotamya’nın gerçek hikâyelerinden birini anlatan film, yürekte sızı bırakıyor. İyi ki izlemişim, herkes izlesin dediklerimden…

            3- SALINCAK, Nazan Kesal, 2013

            Bu filmi, söylemindeki etkiyi, biçimiyle güçlendirdiği ve izleyiciyi tozlu bir camın ardından gözetlediği evde yaşananlara suç ortağı ettiği için seviyorum. Bence yaşamımızda sadece yaptığımız şeyler için değil; yapmadığımız, suskun, seyirci kaldığımız şeyler için de suçluyuz. Bu film de benim bu düşünceme paralel biçimde, bizi doğrudan konumlandırdığı “suskun izleyici; gözetleyen” pozisyonuyla bu düşünceyi teyit ediyor.

            4- PATİKA, Onur Yağız, 2013

Çok başarılı bir görüntü yönetimi, bakmaya doyulmayacak mekânlar, oyunculukların doğal, gerçekçi performansları ile bence çok nitelikli bir film Patika… Teknik olarak çok temiz bir film olmasının yanı sıra, anlatıdaki çocuk karakterin masum ve güçlü arzusunun ve ona ulaşmak için gösterdiği çabanın naifliğiyle, senaryonun kurulumunda incelikli biçimde düşünüldüğü de ortada…

            5- TAHTAKURUSU, Tunahan Kurt, 2018

            İyi bir senaryo için ipin hep gergin tutulması gerektiği kuralı, bu filmde doğruluğunu ispatlıyor. İzlediğimde, kalbim ağzımda koltuğuma mıhlanmıştım. Filmin ritmindeki seyrin sesle ve ışıkla güçlendirilmesi, olayları gıcırdayan bir kapıdan izlemeye koyulmamız, senaryonun kısıtlı zamanda karakterleri derinlemesine tanımamıza imkân vermesi, hepsi çok güzel ve takdire değer detaylar. Ancak ben bu filmi en çok ipi gergin tuttuğu için seviyorum. İyi seyirler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YOUTUBE KANALIMIZ

Bültenimize abone ol