İzlemeye Değer

Sinefilleri bir araya getiren sineblog!

Hayaletler: Bu Karanlık Sokaklar Bizim

3 min read

Ödül yolculuğuna Venedik Film Festivali Eleştirmenler Haftası bölümünde kazandığı ödülle başlayan Hayaletler bu yolculuğa Altın Portakal ve Varşova Film Festivali FIPRESCI ödüllerini de ekleyerek hız kesmeden devam etmişti. Oldukça kötü seyreden 2020 yılında özellikle Türkiyeli sinefillerin yüzüne bir gülücük konduran bu film dün itibariyle Mubi Türkiye’de gösterime girdi.

Hayaletler, Türkiye genelinde saatlerce süren bir elektrik kesintisinin yaşandığı bir günde geçiyor. Tüm şehrin karanlığa gömüldüğü o akşam; dansçı olmak isteyen Didem, hapisteki oğlu için para kazanmaya çalışan İffet, Yeni Türkiye projeleri aşığı Raşit ve mahalleli çocukların gönüllü öğretmeni Ela’nın yolunun nasıl aynı sokakta kesiştiğini izliyoruz.

Her Günün Kalabalığı

Ana karakteri dansçı olmak isteyen Didem gibi gözükse de temelde dört ana karakteri takip eden ve bunu yaparken zamanda bir ileri bir geri yolculuk yapan Hayaletler’in bu karmaşık yapısı için olumlu olumsuz pek çok yorum yapılabilir. Ben daha çok olumlu taraftayım.

Yönetmen Azra Deniz Okyay’ın ifadesiyle Hayaletler, kendi jenerasyonunun yaşadıklarını anlatıyor. Bu jenerasyondan biri olarak düşünüyorum: Ne gibidir yaşadıklarımız? Dansçı olmak isteyen bir genç kızın hayalleri mi? Para kazanmaya çalışan yalnız bir anne mi? Kenar mahallede büyüyen çocuklar mı yoksa kadına şiddete karşı mücadele mi? Sanırım hepsi. Bu pencereden bakınca Hayaletler’in anlattığı hikayeler ve bunu anlatma şekli tam da her gün içinde kaybolduğumuz ülke gündemi gibi.

Dolayısıyla Hayaletler’in niyeti bir karakteri derinleştirmektense beraber yaşayan bu karakterlerin birbirini nasıl derinleştirdiğine odaklanmak gibi gözüküyor. Sıradan hayatlarını idame ettirme derdine düşmüş karakterlerimizin sınırları zorlayan sıradan hayatlarını izliyoruz. İhtiyaç sahiplerine yardımcı olmak ya da onları dolandırmak, hayvan sevgisi ya da köpek dövüştürme… Tanım olarak birbirine zıt gibi gözüken bu şeylerin hepsi Hayaletler’in çizdiği portrede bütünleşiyor. Tıpkı gökdelenleri ve gecekonduları gibi İstanbul sakinleri de bu sürekli çatışmayı hem içeride hem dışarıda her an hissediyor.

Yeni Türkiye İnşaası

Türkiye’nin bir yansıması olan Hayaletler dünyasında sıkça gördüğümüz karakterlerden biri elbette inşaat sevdalısı. Raşit’in ”Yeni Türkiye, Yeni Yaşam, Yeni Rezidans” sloganıyla yer aldığı reklam rüyasını dinlediğimiz sahnede gözlerimizin gördüğü ise yine yıkık dökük Fikirtepe evleri. Raşit’i bu rüyadan alıp arkadaşlarıyla yaptığı kısa bir araba turuna çıkarıyoruz.

Ne mutlu ki ülkemiz kendisine bu yeni yaşam hayalini gerçekleştirmek için imkan sunmuş. Kum gibi dökülen evleri onarmak için aldığı işten bahsediyor Raşit. Bu sırada kameranın odağı kum gibi dökülen o evlerde. Yavaş yavaş inşaatları ve ardında o upuzun binaları görüyoruz. Sonra bir başka mahalleli geliyor Raşit’in arabasına. Mahalledeki binaların yıkılmaması için uğraşan mimarın öldüğünü anlatıyor. Hemen ardına bir bir tüm gerçekleri vuruyor Raşit’in suratına. Mahalleliye ihanet ettiğini, Suriyelileri kazıkladığını söylüyor açıkça. Tam o esnada kamera odağını Raşit’in gözlerine getiriyor. Tek bir sahnede ve hatta tek bir mekanda bir karakteri ve o karaktere dair hissettiklerimi özetlemeyi çok iyi başaran bu sahne Hayaletler’e dair en sevdiğim şeylerden biri oldu.

Bir de filmi kapatan N.E.M eşliğindeki dans sahnesi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir