İzlemeye Değer

Sinefilleri bir araya getiren sineblog!

Get Out (2017) Film İncelemesi

9 min read

‘’Geyikleri sevmem, her yeri ele geçirdiler. Her yerdeler, sıçan gibiler. Ekosistemi mahvediyorlar. Yol kenarında ölü bir geyik görsem kendi kendime bu daha başlangıç diyorum.’’

Irkçılık görüntüsünün altında bizi ters köşeye yatıran,  ‘’Siyahi Modası’’ üzerine bir film olarak Get Out’tan bahsedelim.

Jordan Peele’nin en çok ses getiren işlerinden biri olan Get Out’un bu kadar sevilmesinin nedeninin kesinlikle ne olursa olsun bizim gerilimimizin en üst nokta da kalmasından kaynaklanıyor.

Filmden bahsederken spoiler yemek istemiyorsanız lütfen filmi izledikten sonra okuyun, tadınız kaçmasın. O zaman başlayalım.

Filmimiz siyahi bir karakterin telefondaki kişinin evine gitmeye çalışması ve ‘’labirent’’ gibi olan bir sokakta yolunu bulmaya çalışmasıyla başlıyor. Yanına gelen araba ve içeride çalan ‘’Run Rabbit Run’’ bize aslında işlerin ne türlü değişebileceğini anlatıyor. Karakter kaçırılıyor ve başrolümüze açılıyor.

‘’Beyaz’’ sevgilisinin (Rose) evine gidecek olan karakterimizle (Chris) yola çıkıyoruz. Chris evde toparlanırken, Rose ile konuşur ve ‘’bahçe de pompalıyla kovalanmak istemem’’ cümleleriyle ırkçılığı en yakından yaşayan bir insanın durumunu bize yansıtır. Bu ırkçılık film boyunca devam edecektir tabi nereden baktığınıza göre de değişir. Karakterimiz Chris, sigara kullanan biri. Rose arabada izin vermiyor, daha sonrasında konuşurlarken bir geyiğe çarpıyorlar.(Sigarayı unutmayın lütfen) Hayvanların ölmesi gibi doğal olaylar daima bir şeylerin değişeceğine  olan bir düşünce getirir. Ve burada geyiğe çarpmaları, Chris’in yanına gidip onunla özleşme yaşaması kesinlikle tesadüf değil. Geyikler kurban edilen konumda sayılmaktadırlar. Polis Chris’in kimliğine bakmak ister, sadece siyahi olduğu için, ama Rose izin vermez. Bu ne kadar korumacı bir tavır olarak da görünse, polise kimliğinin verilmemesini istemesinin sebebi Chris’in orada olduğunun polis tarafından bilinmemesini istemesidir. Geyiklerden devam edecek olursak; eve vardıklarında Rose’un babasının (Dean) ‘’geyikleri sevmem, her yeri ele geçirdiler. Her yerdeler, sıçan gibiler. Ekosistemi mahvediyorlar. Yol kenarında ölü bir geyik görsem kendi kendime bu daha başlangıç diyorum.’’ Sözünde asıl bahsedilenin geyikler olmadığına bence hemfikir olabiliriz. Dean Chris’e evi gezdirirken; babasından, olimpiyatlardan, siyahi birinin babasını geçtiğini ve Hitler’in önünde maçı nasıl kazandığını anlatır. Başka ülkelerden aldığı ürünleri gösterirken ‘’Başka birinin kültürünü yaşamak çok özel bir ayrıcalık’’ der ve bunun kesinlikle eşyalarla alakası olmadığını belirtmek gerek. Bu film boyunca yapılan siyahi göndermelerinden biridir. Sonrasında mühürlü bir kabı olduğunu ve orada ‘’siyah küllerin’’ olduğundan bahseder. Chris’in yanında gözükmeye çalışsa da uzaktan izlemektedir. Dışarıda konuşurlarken, Chris’in sigara bağımlılığından bahsederler ve Annesi’nin (Missy) psikiyatrist olduğundan ve seansa ihtiyacı olduğundan bahsedilir. Bu sırada Missy’nin kaşığını bardağa sürterek, Chris’i hipnotize etmeye başlamıştır. Ne kadar engellemek istese de daha sonrasında olacaklara engel olamayacaktır. Masa da ‘’toplanmayı’’ öğrenirler. Ve bir ‘’gelenek’’ olduğundan bahsedilir. Rose’un kardeşi (Jeremy) akşam yemeğine gelir. Alkollüdür ve Chris’le konuşmalar yaparlar. Spordan bahsederler. Chris Judo,  Juijutsu’dan bahsederler. Ve satranç gibi olduğu, rakibinin birkaç hamle sonrasının düşünülmesi gerektiğinden  bahsederler. Boks hakkında konuşurlar ve Chris’in vücudu, kas yapısı üzerine bir konu geçer. Vücut çalışsan canavar gibi bir vücudun olurdu. Cümlesini söylerken ki mimikleri ve söyleme şekli kesinlikle dikkate değerdir. Chris uyurken, sinek sesiyle uyanır ve geyikle olan özdeşleşme sahnesini görürüz. Sineği öldürür ama bu olacakların bir habercisi daha olmaktan öteye gidemez. Sigara içmeye çıkarken, evin bahçıvanı (Walter) üzerine doğru koşar, sonrasında camda hizmetliyi(Georgia) görür. Bu çalışanlar siyahidir ama normal insanlarla arasındaki farklar kesinlikle görülmeye değerlerdir. Normal bir konuşma şekilleri olmaması Chris’i rahatsız ediyordur. İçeri girerken Missy’i görür ve çalışma odasına Chris’i alır. Missy bardağı kullanarak Chris’in kontrolünü eline geçirmeye çalışır ve başarılı olur. Chris’in annesini nasıl kaybettiğini anlatmasını istemesi üzerine anlatan Chris’i ‘’Gömülü Dünya’’ya gönderir. Kişiliğin, beynin arka planda kaldığı dünyadan normal bir rüya olarak uyanır.  Chris Walter’ın yanına gider, konuşmaya çalışırken, Walter’ın hareketleri şüphe uyandıracak derecede tuhaf, yapaydır. Ve Walter’la, Georgia’nın her an ki mutluluklarını görmek bunu biraz daha tetikler. Walter’la konuşurken Walter’ın ‘’istemediğim bir şey yaptırmıyorlar’’ demesi ve ‘Georgia’nın daha sonrasında bizi aileden biri olarak görüyorlar demesi tuhaf görünmektedir. Rose’a Walter’ın tuhaf olduğunu söylemesi ve aynı zamanda söyledikleri değil, söyleme tarzının saldırgan oluşunu belirtmesi, Chris’in kaygılarını güçlendirir. Geldiğinden beri Arkadaşıyla telefonda konuşan Chris arkadaşının siyahileri alıp ‘’köleleştirmeleri’’ üzerine konu da konuşup, Chris ne kadar inanmasa da istemeden bu düşünce onu daha gözlemci bir hale getirir. ‘’Toplanma’’ olmaya başlar.  Rose, Chris’i herkese tanıtır. Rose gergindir. Herkes ‘’beyaz’’dır. İnsanlarla tanışırken kimi, güçlü olduğunu, kimi hızlı olduğunu, kimi siyahın moda olduğunu söyler. Beyazlardaki ırkçılık mı yoksa tam tersi siyah düşkünlüğü mü diye düşünmeden edemeyiz. Fotoğraf çekerken kör bir simsarla tanışan Chris kendi işi fotoğrafçılık ve kör bir galeri sahibi olan simsarın hayatı ile ilgili sorular sorup, alana geri döner. Başka bir siyahiyi görür ve onun da davranışlarındaki garipliği fark eder, yanında kendinden en az otuz yaş büyük bir beyaz kadın vardır. Ve konuştuktan sonra yumruğunu uzatınca adamın elini sıkmak için tutması bize buram buram kültür farklılığı diye bağırmaktadır. Sonrasın da Rose’un yanına döner. Odasına çıkar ve odasına çıkarken merdivenlerden çıktığı anda insanların susup, Chris’i dinlemeleri işin boyutunu değiştirmeye başlar. filmin başından beri telefonun şarjının biri tarafından çıkartıldığını görürüz. İçeri gelir arkadaşıyla konuşurken siyahi adamı anlatır ve arkadaşı ‘’seks kölesi’’ düşüncesini tekrar dile getirip bunu yapan birini anlatır. Telefon şarjının hizmetlinin değiştirmiş olabileceğini kız arkadaşına söyledikten sonra hizmetlinin özür dilemeye geldiğini ve ağladığını görmekteyiz. Bu sahnede karakterin içindeki çatışmayı görmekteyiz. Bu sahnede Georgia’nın  ‘’bizi aileden biri olarak görüyorlar’’ demesi şüpheci yaklaşımı daha çok arttırıyor. Chris’in dışarıda ‘’Afroamerikan olmanın zorluğu’’ sorusuna maruz kalması tamamiyle oradaki beyaz karakterlerin, kendi kararları üzerine yaşamış birinden tepki, yorum almak. Chris’in cevaplamayıp ortamdaki adama sorması ve adamın durumun iyi olduğundan bahsetmesi kesinlikle durumu, kültürü, yaşananları bilmediğini göstermektedir. (Bunu yanı sıra bu karakterlerin kesinlikle kafalarının şapka ve saçla kapalı olduğunu belirtmem gerek.) Chris adamın fotoğrafını arkadaşına atmak için çeker ve flaş patlamasıyla karakterde değişimi görürüz, karakter Chris’e buradan git diye bağırırken, yapmak istediği onu bu insanların içinden kurmak istemesidir. Daha sonrasında hipnoz yöntemiyle kendisine getirilen siyahi partiden ayrılır. Ve Dean beyin cerrahıdır bu duruma epilepsi nöbeti der. Hava almaya dışarı çıkarlar. Bu anda toplanmadakiler ‘’Bingo’’ oyununu oynarlar.  Başlarında Dean vardır. Herkeste bir bingo kartı ve ortada Chris’in fotoğrafı vardır. Ortada bir açık arttırma vardır. Buradaki bingo aslında doğru sayıları bulunca kazandığın bir şans oyunudur ve buradaki asıl ‘’bingo’’ Chris’tir. Kör adam en yüksek parayı öder ve Chris’i satın alır. Kız arkadaşına o adamı yani kendisine saldırdığı adamı tanıdığını söylese de kendisine bile mantıklı gelmez, hipnozdan sonra hiçbir şey mantıklı gelmiyordur. Partiden ayrılmak isteyen Chris kız arkadaşını arkada bırakmak istemediği için düşüncesinden vazgeçer ama Rose gidelim der eve geri dönerler. Eve geri döndüklerinde, insanlar evden ayrılmaktadırlar. Kapıda Jeremy ukulele çalar. Aslında bu ukulele bize seremoni gibi, değişikliğin olacağından bahseder. İçeri girdiklerinde toplanmaya başlayan Chris açık bir dolap bulur ve içinde Rose’un siyahi sevgilileriyle olduğu fotoğrafları görür. Chris ilk siyahi sevgilimsin derken yalan söylediğini anlar. Fotoğraflarda Georgia ve Walter’ın da fotoğrafları vardır. Dolabı açık bırakanın Georgia olduğunu bize kişilik değişikliğini çok kolay yaşayabildiğinden anlayabiliriz. Her şeyi fark eden Chris gibi Rose’da fark etmiştir. Gitmesine izin vermeyecektir. Dean’ın ateş ve fanilik üzerine konuşması daha sonrasında Dean’ın başına geleceklere bir önsöz gibidir. Kapıda arbede yaşayan Chris ve Jeremy, Missy sayesinde hipnotize olur ve düşer. Bir odaya koyarlar. ‘’Oyun odası’’ denilebilecek bir odadır burası. Masa tenisi, bilardo oyunlarının alanıdır. Aynı zamanda ailenin de oyun alanıdır çünkü insanlarla istedikleri gibi oynayabilmektedirler. Chris oyun odasında uyandığında karşısında bir Geyik Kafası maskotu vardır. Bu Chris’le geyiğin özdeşleştiği sahnelerden biridir. Karşısındaki televizyonda içinde bulunduğu durumu anlatan bir yayın vardır. Bunu anlatan Rose’un dedesi, Roman Armitage’dır.Ona ‘’Koagüla Operasyonu’nu anlatır. İnsanı mükemmelleştirmenin bir yolundan bahseder. Sizin bedeninize, başkasının beynini koyarak sizi ‘’Gömülü Dünya’’ da bırakacak ve bedeninize geçen beyinin vücudunuzu kontrol altına almasını ve yaşamasından bahseder. Siyahi’nin vücudu, Beyaz’ın zekası onlara görü Mükemmel İnsan’ın tanımıdır. ‘’Sizde bu ailenin bir parçası olmaktan mutlu olursunuz.’’ Cümlesiyle video biter. Hipnotize olmamak için, koltuğun içinden pamuk alıp, kulağına pamuk tıkayan Chris önce Jeremy’i indirir sonra Dean’a ‘’Geyik Kafası’’yla saldırır. Laboratuvarı ateşe verir. Yıkarı da Missy’i öldürür. Dışarı çıkacakken Jeremy ona saldırı ve Chris iki kere kapıya ulaşmaya çalışır, kapıyı her açacağı anda Jeremy’nin bacağıyla kapatmasıyla, judodan hatırlayacağınız gibi üçüncü hareketi tahmin eden Chris tekrar uzanır ve Jeremy aynı hareketi yapınca Jeremy’i bacağından bıçaklar ve döverek öldürür. Dışarı çıkar arabaya biner Georgia’ya çarpar, arabaya alır. Georgia uyanır. Georgia’nın aslında babaanne olduğunu öğreniriz ve Chris’e saldırır. Araba kaza yapar. Dışarı çıkarken Rose pompalı tüfekle onu kovalar Walter’ın dede olduğunu öğreniriz ve onu indirmeye koşar. Chris flaş patlatır. Walter kızdaki silahı alır, kıza sıkar sonrasında kendi kafasına sıkar. Rose ölmez. Chris boğazını sıkmaya başladığında Rose’un gülmesi kesinlikle ‘’sende bizden birisin, aileden birisin’’ düşüncesini bize vermektedir. Vazgeçtiği anda arkadaşının gelip onu kurtarması bu cehennemin sonlandığını bize gösterir.

Her zaman ırkçılık olarak görebileceğimiz durumlar bazen aslında onlara hayran olan insanlardan ibaret olabilir.

Yazar Hakkında

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.