İzlemeye Değer

Sinefilleri bir araya getiren sineblog!

Düşmanlığın Anatomisi: Tepenin Ardı (2012)

4 min read
Son filmi Kız Kardeşler ile büyük beğeni toplayan Emin Alper, ilk uzun metrajlı filmi Tepenin Ardı ile yıllardır süregelen, kendinden farklı olana güdülen düşmanlığı ve erk kavramını ; taşrada yaşayan, içerisinde üç jenerasyonu da barındıran aşina olduğumuz bir aile üzerinden işliyor. Filmin incelemesi web sitemizde.

“Yörükler bize bir şey yapmaz ki.”

“Niyeymiş ?”

“Biz de yörüğüz de ondan. Annem öyle söyledi.”

“Ama onlar kötü yörük.”

Son filmi Kız Kardeşler ile büyük beğeni toplayan Emin Alper, ilk uzun metrajlı filmi Tepenin Ardı ile yıllardır süregelen, kendinden farklı olana güdülen düşmanlığı ve erk kavramını ; taşrada yaşayan, içerisinde üç jenerasyonu da barındıran aşina olduğumuz bir aile üzerinden işliyor.

Filmin asıl değinmek istediği nokta “düşman” mevzusu. Emin Alper’ in söylediklerine göre film ilk senaryosunda Kürt meselesinde odaklanırken, şu anki haliyle Kürt meselesinden uzaklaşmadan, yörükler üzerinden bir anlatımla daha evrensel bir boyuta ulaşıyor. Dede, çocuklar ve torunlarıyla yaşayan bu aile sürülerine çobanlık eden köpeklerinin vurulmasıyla tepenin ardında yaşayan Yörükleri kendilerine düşman ilan ediyorlar. Ailenin kentli oğlu olan, sürekli taşra hayatından şikayet eden Nusret’in Meryem’e tecavüz etmesiyle eril iktidarın modern kimliği üzerine bir sorgulama görüyoruz. Sonrasında Meryem’in oğlu Sülü’nün amcasının vurulmasıyla yeniden Yörükler suçlanıyor, düşmanlık pekişiyor. Yörüklerin olduğunu düşündükleri koyunlardan birkaç tanesini vurarak öldürüyorlar. Suçları işleyenler aileden olmasına rağmen, hepsi yaptıklarını sır olarak saklıyorlar. İnsan doğası suçu reddediyor; senden olan kabulleniliyor (sorgulanmaz), senden olmayan suçlanıyor. Böylece iktidar devam ediyor.

Filmdeki kadın mevzusuna değinmeden de geçemeyeceğim, aşina olduğumuz aile derken neyi kastediyordum ? Türkiye’de -maalesef- var olan ataerkil aile düzenini kastediyordum. Bu filmde de bariz şekilde erkek egemen bir aile var. Kadını sadece aileye hizmet ederken ve tecavüze uğradığında görüyoruz. Kocası tarafından insan yerine konmayan Meryem; kimisi için hizmetçi, kimisi içinse cinsel objeden ibaret olarak var oluyor. Yaşadıklarını kabulleniyor, erkek egemenliğinin boyunduruğu altına giriyor. (Filme tek başına feminist okuma yapmak doğru olmaz fakat filmin erk iktidar içerisinde kadının yeriyle ilgili doğru tespitler yaptığını söyleyebiliriz.)

Ailenin bir de Zafer adlı bir üyesi var. Zafer gördüğü halüsinasyondan anladığımız üzere, zorlu koşullarda askerlik yapmış ve travmatik olaylar yaşamış biridir. (Filmin bu noktada Kürt meselesinden de bağlarını koparmadığını görebiliriz.) Ailenin iktidar sağlamaya çalışan, öfkeli erkekleri arasında en masum olandır Zafer. Halüsinasyonlardan birinde, asker arkadaşlarına yardım etmek için kamufle olması gerektiğini görüyor. Koyun kılığına girerek, sürünün arasına karışıyor. Ailenin bireyleri iktidar savaşı içerisinde boğulurken, gerçek savaş içerisinde bulunmuş Zafer’in tüm bu kargaşadan sıyrılıp, kendi kabuğuna çekilmesi; en sonunda Zafer nereden geldiği belli olmayan bir kurşunla sürünün arasında, koyun postu altında vurularak öldürülmesi her biri alegorik bir anlatıma sebebiyet veriyor. Aile bireylerinin bunu öğrenip tepenin ardındaki “düşmanlara” karşı yola çıkmalarıyla film son buluyor.

Film boyunca “Düşman kim?”, “Yörükler gerçekten tepenin ardında mı?”, “Ateş edenler Yörükler mi?” gibi soruları kendimize soruyoruz. Tepenin Ardı aile, iktidar, ötekileştirme, düşmanlık ve daha birçok mevzu üzerinde derin sorgulamalara itiyor bizi.

Son olarak filmde zayıf bulduğum birkaç noktaya değinerek bitirmek istiyorum. Filmde en beğenmediğim nokta, sonda kullanılan militarist müzik seçimi oldu. Filmde verilmek istenenle uyuştuğu düşünülse de, filmin genel atmosferi itibariyle doğru bir seçim olmadığını düşünüyorum. Diğer beğenmediğim nokta ise filmdeki erkek oyuncuların performanslarının çok iyi bulmama rağmen, filmin kadın karakterinin (Meryem) işlenişini ve oyunculuğunu yeterli bulmadım. Eksikliklerine rağmen son yıllarda çekilmiş yerli filmler içerisinde, ilk ona rahatlıkla girebilecek bir film. Ayrıntılı çıkarımlarımın bir kısmını gizledim, sizlerin daha farklı çıkarımlar yapabileceğine inanıyorum. Farklılıkların sevildiği, ayrımcılıkların son bulduğu bir dünya dileğiyle diyerek sizleri tatlı ve manidar bir şarkıyla başbaşa bırakıyorum. İyi seyirler.

Film incelemelerimize buradan göz atabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber bültenine abone ol