İzlemeye Değer

Sinefilleri bir araya getiren sineblog!

Casablanca: Aşk ya da Daha Fazla Aşk

3 min read
"Hollywood'un Kasım 1942'de vizyona aldığı Casablanca, 21. yüzyılda hala hatırlanmasıyla siyah beyaz film olmasına rağmen ne kadar renkli bir yapım olduğunu ispatlıyor. Birçoğu için acılı bir aşk hikayesi olan film arka planda II. Dünya Savaşı'na ve göçmenliğe yönelik politik mesajlar da taşıyor. Casablanca'da geçen göçmenliğin ve sürgün yaşamın aynısını bugün de yaşamaktayız. Melankoliyi arkada bıraktıktan sonra komik sahneleri, kaliteli müzikleri ile öne çıkan bir film olduğundan bahsetmek gerekiyor."

Hollywood’un 1942 Kasım’da vizyona aldığı Casablanca, 21. yüzyılda hala hatırlanmasıyla siyah beyaz film olmasına rağmen ne kadar renkli bir film olduğunu ispatlıyor. Birçoğu için acılı bir aşk hikayesi olan film arka planda II. Dünya Savaşı’na ve göçmenliğe yönelik politik mesajlar da taşıyor.

Dilerseniz filmin başlangıcında anlatıcı tarafından seslendirilen girişi hep beraber okuyalım: “İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla, tutsak Avrupa’daki birçok göz umutla, çaresizlikle özgür Amerika’ya yöneldi. Lizbon önemli bir kalkış noktası oldu. Ama herkes doğrudan Lizbon’a gidemediği için uzun ve dolambaçlı bir mülteci rotası çıktı. Paris’ten Marsilya’ya, oradan Akdeniz’i aşıp (Cezayir) Oran’a, oradan da Afrika kıyısı boyunca tren veya otomobille ya da yürüyerek Fransa’nın yönetimindeki Fas’ın Kazablanka şehrine doğru bir yolculuk.”

Rick (Humphrey Bogart) savaştan kaçanların büyük umutlarla eriştiği Fas’ın Kazablanka şehrinde gece kulübü işleten ve savaştan dolayı bitmek üzere olan Avrupa hiç umrunda değilmiş gibi yaşayan karizmatik kahramanımızdır. Fakat bu karizma Paris’te onu derinden etkileyen aşkı Ilsa’nın Kazablanka’ya gelmesiyle yerini daha duygusal ve umursayan bir karaktere bırakacaktır.

Rick's Bar from Casablanca, Humphrey Bogart. Warner Bros backlot | Humphrey  bogart, Good movies, Old movies
Rick (Humphrey Bogart) filmdeki sahibi olduğu barın önünde (Randall Robinson)

Ilsa aslında evlidir fakat kocasının bir toplama kampında öldürüldüğünü düşünmektedir. Tanıştıkları zaman Ilsa’nın eşi olduğundan haberdar olmayan Rick ise Ilsa’nın Çek direniş lideri olan eşi Victor ile barına gelmelerinden sonra bir tercih yapmak zorunda kalmıştır. Rick ya Ilsa’ya yardımcı olarak onu eşi ile beraber Kazablanka’dan çıkaracaktır ya da Victor’u Almanların acımasız kollarına bırakıp aşkına sahip olacaktır.

Melankoliyi arkada bıraktıktan sonra komik sahneleri, kaliteli müzikleri ile öne çıkan bir film olduğundan bahsetmek gerekiyor. Michael Curtiz’in filme ustaca dokunuşları sayesinde çokça sigara içilen, dumanla kaplı bir barda insanlar arasında geçen diyaloglardan ötede bir film haline bürünmüş Casablanca.

Curtiz’in bize hediye ettiği harika sahnelerden biri

Casablanca’yı bugün de konuşulur yapan bir diğer özellik de günümüzde yaşanan sorunlara hala daha ışık tutması ve ne yazıktır ki aradan geçen 80 senede insanoğlunun bir arpa boyu mesafe katedememesi. Casablanca’da geçen göçmenliğin ve sürgün yaşamın aynısını bugün de yaşamaktayız. Bugün de insanlar hayatlarını hiçe sayarak botlarla Afrika’dan ya da Orta Doğu’dan Avrupa’ya kaçmaya çalışıyor. Casablanca’da ise hikaye biraz tersine dönmüş gibi: Avrupa’dan Kazablanka’ya. Güncel şartlar ile Casablanca şartları karşılaştırıldığında ufak farklılıklar olabilir. Örneğin, Avrupalıların Kazablanka’da kendilerini çok rahat hissedebilecekleri bir Amerikan barı bulunmaktadır ve daha konforlu bir kaçış yolculukları vardır. Bugünün dünyasında her an ölümle karşı karşıya olan botlarla ve kendilerini bir grup askerin beklediği göçmen kamplarına kıyasla daha rahat bir yolculuk olduğu söylenebilse de ne yazık ki savaşın, sürgünün ve göçmenliğin iyi bir yanı yok.

Casablanca’daki Renault yüzünden göçmenler sadece varlıklarını yok pahasına satmıyor, aynı zamanda Renault’un seks rüşvetine de katlanmak zorunda kalıyorlar. Bu sahneler insanların bugün yaptıkları şişme bot pazarlığını anımsatabilir birçoğuna. Açıkçası bu noktada Curtiz’in hassas bir konuyu az da olsa legalize etme uğraşını eleştirmek zorundayım çünkü bu aklanabilecek bir durum değil. Noah Isenberg, Casablanca’dan bahsederken filmde oynayan 75 oyuncunun hepsine yakınının göçmen olduğundan bahsediyor. Belki de bu filmi bu kadar dokunaklı yapan oyuncuların geçmişi yaşamalarıdır. Isenberg’in kitabında yazdığı gibi ne yazık ki “Her Zaman Casablanca Olacak”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir