İzlemeye Değer

Sinefilleri bir araya getiren sineblog!

Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi Film İncelemesi

2 min read

büyüleyici ve gerçekçi bir aşk hikayesi üzerinden, Fransız devrimi öncesinde kadının, LGBTİ+ bireylerin ve tüm toplumun analizini yapan bir görsel şölen.

Bazen ressamını bilmediğiniz, hikayesinden haberdar olmadığınız bir tabloya baktığınızda, dilini bilmediğiniz bir şarkıyı dinlediğinizde ya da okuduğunuz bazı şiirlerde anlamlandıramadığınız bir his oluşur. Çok gerçek bir his. Bir film düşünün ki iki saat boyunca sizi bu gerçek hislerle kaplıyor. Ekranda her an bir tabloya bakıyor, dilini bilmediğiniz müzikler dinliyor ve alt anlamlar içeren şiirler okuyorsunuz. Céline Sciamma tarafından kaleme alınan ve yönetilen bu filmin başardığı en güzel şey bu hisleri yaratması

Dört kadın karakter üzerinden kurulan filmde neredeyse hiç erkek görmüyoruz. Gördüğümüz erkekler ise filmin omurgasını oluşturmayacak biçimde konumlanmışlar. Marriane güçlü bir kadın karakter. Babasının gölgesi altında kalmak istemeyen, kendi adını oluşturmak için çabalayan bir ressam ve entelektüel kesimi temsil ediyor. Héloïse ise zengin aristokrat  bir aileden gelen, zorla evlendirilmeye çalışılan ve ablasının intiharını hala atlatamamış bir kadın. Filmin diğer önemli karakteriyse Sophie. Sophie dönemin toplumsal kurallarını çiğneyen, ayinlere katılan, yasak yöntemlerle çocuk düşüren, ve halkı tabakasını temsil eden evin hizmetçisi. Bu üç kadının bir araya gelmesiyle kadın dayanışmasına bir atıfta bulunuluyor. Özellikle toplumun üç ayrı kesiminden kadını bir araya getirerek. Üstelik bu kadınla yine kadınları ilgilendiren meselelerde bir araya kendi kararlarını kendileri veriyor ve yasak denilen şeyleri çiğneyerek kendi bedenleri üzerinde söz sahibi oluyor. Ütelik tüm bunları asla didaktik bir biçimde görmüyoruz aksine oldukça gerçek hislerle donatılmış, yaşayan karakterlerin var olduğu, karamsarlığa düşmeyen bir aşk hikayesi üzerinden görüyoruz. Bu estetik hikayesi içerisinde hem çok sanatsal bir şey izlerken, kendimizi o sanatsallık içerisinde boğulmuş hissetmiyoruz. Karakterlerin bu kadar yaşaması ve bize gerçek hisler geçiriyor olmaları bu filmi çok insanın sevebilmiş olmasının en büyük sebebi belki de.

Mitolojik hikayelerden, renklerden, resimlerden ,müziğin doğru kullanımından yararlanarak; aşka, kadına, LGBTİ+ bireylere ve topluma dair didaktik olana kaçmadan sunulabilecek inanılmaz incelikli bir senaryo.

Kadın yazarların kaleminden çıkmış, kadınların yönettiği ,ve kadın hikayelerinin olduğu daha fazla film görmek dileğiyle.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir